Boşanmış Çiftler ve Çocukları

  1. Ana Sayfa
  2. Yazarlarımız
  3. Fikret Yıldırıcı

Hülya Avşar ve Feraye Tanyolaç’ın fotoğraflarını geçen hafta magazin sayfalarında görmüşsünüzdür; bu yazımda fotoğrafın biraz derinliklerine inmek istiyorum.


Fotoğrafta ne kadar samimiyet içerdiğini hiç kimse bilemez; ama Zehra’nın gözlerindeki mutluluk ifadesini fark etmemek elde değil. Babası ve üvey de olsa kardeşi ile aynı kareyi paylaşmak, kardeşine sarılmak onu çok mutlu etmişe benziyor.

 

Evlilik iki insan arasında yapılır ancak durumun özeti bu değildir. Evliliğin içinde ailenin diğer unsurları da yerini alır. İsteseniz de istemesiniz de durum böyledir. Boşanmaların büyük bir kısmında da aileler büyük rol oynarlar.


Boşanma kararı alındığında artık bir şeylerin üzerini çizmenin, kişisel egoları bir kenara bırakmanın, kıskançlıkların son bulması gerekmektedir. Artık bu olay sizin kaderiniz değil, çocuklarınızın kaderi olmuştur.  Bu kaderi iyi yazmak sizin ve ailenizin elindedir. Asıl mağdur sizler değilsiniz çünkü sizler hayatınızı yeniden şekillendirebilirsiniz ama gerçek mağdur olan çocuklarınızın henüz bu yetileri yoktur.


Boşanmış çiftlerin davranışları ile ilgili burada çok şeyler söylemek istemiyorum; çünkü bu konuda bilinçli çiftler danışman vasıtasıyla veya kişisel düşünceleri ile doğru davranmayı öğreniyorlar.  Bu yazımda asıl değinmek istediğim aile bireylerinin davranışları, iddia ederim ki hiçbir boşanma olayında çiftler dışında hiçbir aile bireyi danışma hizmeti almamıştır, bu yazıdan sonra da almayacaktır.


Danışmanların söylediği en önemli söz “çocuklara boşanmanın nedenin kendileri olmadığını göstermenizdir” kelimesidir. İnsanlar birbirini sevmek zorunda değildir; hele boşanmadan sonra isimler bile anılmayabilir, ancak yapılması gereken negatif cümlelerin lügatınızdan atılmasıdır. Eğer pozitif cümle kuramıyorsanız,  o zaman konuşmamayı tercih edin.


Anne veya babayı kötülemeyin, unutmayın ki o çocukların ebeveynleri hâlâ onlardır. Geleceği düşünün, gelecekte o çocukların sizlerle paylaşacağı mutlu veya mutsuz günleri olacaktır. O ortamı sizler beraber paylaşmak zorunda kalacaksınız. Eğer etrafa yayılan enerji negatifse mutlu bir günü mutsuz bir güne çevirebilirsiniz. 


Yönetimi anne ve babaya bırakın, kendinize görev çıkarmayın, yapmanız gereken tek şey çocukları olay dışında tutun, onları anne- baba arasında ulak olarak kullanmayın. Onları sadece sevin, onların suçu yok! Sizler de kızgın olduğunuz insanları zihninizden silin, nefret en büyük zararı yine size verecektir!


Tekrar gazetedeki fotoğrafa dönersek; Zehra, Kaya’nın biricik kızıdır, Hüseyin, Zehra’nın çok sevdiği kardeşidir ve Kaya’nın oğludur. Gerisi hikâye…..

 

Sevmeyi unutmamanız dileğiyle…