Modayı Dörtnala Yaşayan Tasarımcı "Tuvana Büyükçınar"

Hayal ve tutkunun kesiştiği, benzersiz ve etnik izler taşıyan kıyafetleri ünlü moda tasarımcısı  Tuvana Büyükçınar'ı kuşkusuz özgün kılıyor.

 

Ünlü-ünsüz birçok stil sahibi ve moda tutkunu kadının vazgeçilmez tasarımcısı Tuvana Büyükçınar’ı genç yaşta zirveye taşıyan başarısı tesadüf değil.  Özverili çalışmaları, modaya çok yönlü bakış açısı, tükenmeyen heyecanı ve tasarımlarına yansıttığı hayalleri onu bulunduğu noktaya taşıyor.

 

Moda tasarımcısı Tuvana Büyükçınar ile deyim yerindeyse kabına sığmayan tasarım aşkını ve modayı konuştuk.

 

Moda sizin için ne anlama geliyor?


Modaya karşı eğilimim ve hassasiyetim aslında çocukluğumda sahne kostümlerine duyduğum ilgiyle başladı. Annemle birlikte tüm Vizon dergisi ekibi aracılığıyla da o dünyanın hep içinde oldum. Ama moda sektörüne aktif olarak girmem 1991 yılında çeşitli dergilerde moda editörlüğü yapmaya başlamamla gerçekleşti. Sonrasında sırasıyla mağazacılık, özel siparişler, organizasyon ve tekstil ihracatı geldi. Tuvanam, Tutti ve Tuvanam Baby Couture tekstilde bayrağımızı dünyada da dalgalandırdığımız, kendi yarattığımız markalarımız, gözbebeklerimiz.

 

 

Düzenli olarak katıldığım İstanbul Moda Haftası defilelerim ve 2011 yılında açılan Beyrut’taki monobrand mağazamızı da göz önünde bulunduracak olursak, tüm bunlar benim yorulmak bilmeden hep dörtnala koşmamı gerektiren bir düzeyde tutuyor modanın hayatımdaki çok boyutlu yerini. Dolayısıyla hem kendi ailem, hem Selim’in ailesi, hem de tüm çalışma arkadaşlarımızla hep birlikte oluşturduğumuz geniş A46 ailesinin büyük özverileriyle bugün bu noktadayız.

 

İlk tasarımınızı kime yaptığınızı hatırlıyor musunuz? Ardından gelen tepkiler nasıldı?


Ben A46 mağazasını, şu an Türkiye’deki lüks department store’ların distribütörlüğünü aldıkları pek çok uluslararası markayla ülkemiz adına ilk defa anlaşarak ve ithalatlarını gerçekleştirerek seçtiğim ürünlerle açtım.  Ancak butiğimdeki bütünlük duygusunu tamamlamak adına, öncelikle kendim için tasarladığım kombinleri, aldığım çok olumlu tepkiler ve talep üzerine satışa sunmaya başladım. Sonrasında bu üretimler bir koleksiyon disiplinine ve dünya moda takvimine uygun bir programa oturduğundaysa, artık ihracata hazırdık ve 2005 yılında Tuvanam markasını kurduk. 


Yeni bir koleksiyon başlattığınızda belirli bir araştırma süreciniz oluyor mu? Başından sonuna bir tasarım sürecinizi anlatabilir misiniz?


Açıkçası çok gözlemci ve araştırmacıyım. Bu benim yaşam tarzım haline gelmiş, devamlılık arz eden bir özveri diyebilirim. Bu sayede yeni bir konsept oluştururken tüm yeni trendlerden beslenebildiğim gibi, hem Türk kültürünün, hem de bu topraklarda var olmuş Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinin getirmiş olduğu çeşitlilik ve renklilikten de esinlenebiliyorum. 


Defilelerimizden örnek verecek olursam, tasarım için hayallerle başlayıp podyumda biten, inanılmaz detaylı bir süreç diyebilirim. Temanın belli olmasından, kumaş ve materyal seçimine, tamamlayıcı aksesuarlardan ayakkabılara, mankenlerin casting’inden elbiselerin fitting’ine, davetiye tasarımı ve dağıtımından lcv’ye, basın bültenleri hazırlanmasından davetlilerin karşılanmasına kadar nefes nefese geçen bir koşturmaca! Son mankenin çıkışı ve toplu geçişin tamamlanmasıyla son adımın atıldığı düşünülse de, asıl son noktayı koyansa defileden sonra aldığımız geri dönüşler ve yansımalar.


Bir röportajınızda, “her yeni güne yeni hayallerle uyanıyorum” demişsiniz. 12-16 Mart tarihleri arasında yapılan İstanbul Fashion Week’te bu hayallerinizin nasıl bir yansıması oldu? 2013 sonbahar-kış sezonunda neler moda?


Mercedes-Benz İstanbul Fashion Week’te sunduğum Undart adlı Sonbahar-Kış 2013-14 koleksiyonumda önceki sezonda yer verdiğim Art Deco temasından kopmadan couture işçiliğini sokak modasıyla buluşturduğum, farklı bir çizgi yakaladım ve çok heyecan duydum. Yine İstanbul'un ve tüm metropollerin brütalist yapısından izler taşıyan bir koleksiyon oldu. Kaşe, krep, deri ve payetin farklı kup ve kombinlerde bir araya geldiği koleksiyonumda, antrasit ve antik goldla birlikte taş işlemelerine yer verdim. Metal tokalar, gold aksesuar detaylı kemer ve bootie'ler ve deri eldivenler ise koleksiyonun diğer tamamlayıcıları arasındaydı.

 

Büyük defileler öncesinde, stres altında tasarımcı ruhunuzu kaybettiğinizi düşündünüz anlar olur mu? Yoksa otokontrolünüzü hiç elden bırakmayan bir yapınız mı vardır?


Bahsettiğiniz tasarımcı ruh, uykumdayken bile beni terk etmeyen bir parçam oldu aslına bakarsanız. Ancak normalde her konuda çok tez canlı, aceleci bir yapım varken, şu anda 14 aylık olan oğlum Aslan doğduğundan beri o yanımı ister istemez törpülemek ve onun doğal büyüme sürecinde yaşanması gereken her evreyi tecrübe ederek büyük bir hazla daha sabırlı olmak durumunda kaldığım için, bu frenlemenin tüm hayatıma yansıdığını söyleyebilirim.

 


2013 İlkbahar-Yaz sezonunda bizleri neler bekliyor? Önümüzdeki sezon hangi renkler, hangi kıyafetler, stiller öne çıkıyor?


İlkbahar-Yaz 2013 koleksiyonumda, hem Art Deco desenlerinin, hem de mimari konstrüksiyonlarının krep, jorjet, deri gibi materyaller ve siyah, beyaz, sarı, yeşil ve kırmızı tonlarını barındıran bir renk paleti aracılığıyla couture işçiliğinde hayat bulmasına şahit oluyoruz. Net çizgileri, geometrik desenleri ve maskülen dokunuşları barındıran bir sezon bizi bekliyor.


Tasarımınızı bir başkasının üzerinde görmek siz de nasıl bir duygu yaratıyor? Hiç tasarlayıp da kimseye vermek istemediğiniz bir kıyafetiniz oldu mu?


Bilakis, kendim için tasarladıktan sonra, en çok da çevremdekilerin beğeni ifadeleri ve baskıları üzerine derhal devamını mağazalara veya koleksiyonlarıma yapmak durumunda kalıyorum (gülüyor.)


Stiliyle dikkat çeken, trend öncüsü olan birçok ünlü-ünsüz isim sizin tasarımlarınızı büyük bir zevkle taşıyor. Siz bunu neye bağlıyorsunuz? Neden Tuvana Büyükçınar’ı tercih ettiklerini söylüyorlar?


Özgünlüğü tercih eden, kendine has bir duruşu olan, kendine güvenen, ne istediğini bilen, güçlü, kendi ayaklarının üzerinde duran, modern, cesur kadınlar benim müşteri portföyümü oluşturuyor. Bugün çok sade insanlar da, gösterişten hoşlananlar da biliyorlar ki benim tasarımlarımla alışılagelmiş ve klasik değil yenilikçi ve farklı bir duruşları olacak.

 

Beni tercih edenler arasında mezuniyet kıyafeti için mağazama ya da özel siparişe gelip, sonrasında nişan, kına ve düğünlerinde yeniden bir araya geldiğimiz ve her defasında daha da yakınlaştığımız genç müşterilerimle aramızda bu süreçte duygusal bir bağ oluştuğunu da söylemeliyim. Bu sürekliliği sağlayabilmek benim en büyük ödülüm. Tuvanam Baby Couture markamla da ilk tanışma yaş ortalamamız bir hayli düşmüş oldu (gülüyor.)

 

Yalnızca kadınları değil, mekanları, sahneleri, masaları da giydiriyorsunuz. Malum yaratıcılık kolay iş değildir. Siz nelerden ilham alırsınız? İçinizdeki bu tasarımcı ruhu en çok ne harekete geçirir?


Tekstilde benim ilham perilerim her zaman Tuvanam ve Tutti markalarını hayat felsefesi olarak da üzerine giyebilen kadınlar oldu. Sonuçta tasarımlarımda da biraz feminist, biraz maskülen, biraz da romantik ve fantastik, yarı neşeli yarı ciddi şehirli bir kadın profili öne çıkıyor. Organizasyon zaten apayrı ve yaratıcılığın sınır tanımadığı büyülü bir dünya.  Organizasyon firmamız sayesinde başkalarının hayallerini gerçekleştiriyor olmak da benim en büyük hayallerimden biriydi ve bunu yapabildiğim için çok mutluyum.


Sokak trendlerini nasıl buluyorsunuz? En sık nerelerde hata yapılıyor?


Ben modanın her platformda gelişmesinden yanayım. Sokak modası da, onun kendine özgü yorumlanması da hoşuma giden kavramlardan biri, bu akım da takipçilerinin verdiği önem ve gösterdiği ciddiyetle rüştünü çoktan ispatladı.   Ben sokak modasını yerellikle bağdaştırdığım için,  tek bir ülke ya da şehirle, ya da mutlak doğrularla sınırlandırmaya karşıyım. 

 


Kendi tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Olmazsa olmazlarınız var mıdır tasarımlarınızda?


Ben hem geleneklerden hem modern zamanlardan beslenen tarzımı eklektik olarak tanımlıyorum. Benim en çok önem verdiğim şey, özgün bir tema bulabilmek. O yüzden hiçbir zaman keskin çıkış noktaları, ilham kaynakları bulmaya çalışmadım. Hep birden fazla unsuru kendi yorumumla harmanlayıp tamamen bana ait bir tema oluşturmaya özen gösterdim bugüne kadar. Dolayısıyla modada asla “aslalarım” ve “olmazsa olmazlarım” olmadı bugüne kadar; çünkü onlar her koleksiyonumda farklılık gösterebilen kavramlar.


Kıyafetlerinizin  taklitleriyle karşılaştığınızda ne düşünüyorsunuz?


Benim kendime has, bambaşka bir hayal dünyam var. Tasarım yaparken mevcut trendlerden, kalıplardan, klişelerden yola çıkıp, kendimi tekrar etmek yerine, bir şeyleri sıfırdan var etmenin verdiği haz bambaşka! Taklitleri, asıllarını yaşatmanın ötesine geçemeyen ve “tasarım” kavramıyla bağdaşmayacak çok kısa ömürlü illüzyonlar olarak görüyorum. 

 

Bir kadının gardırobunda mutlaka olması gerekenler nelerdir?


Bana göre her kadının anatomisine, tarzına göre değişkenlik gösteren bir şey olmazsa olmazlar.


Kendi stilini yaratmak isteyen genç kızlara hangi tavsiyelerde bulunursunuz?


Ben bir tasarımcı olarak her zaman fabrikasyona, klişeleşmiş modellere, körü körüne trend takibine karşıyım. Hazır giyim markalarından giyinilse bile ayakkabıyla, çantayla, kullanılan takıyla ahenkli ama sıra dışı bir kombin yaratılmasını tavsiye ediyorum. Benim için bir insan kendi özgün tarzını yaratabilmişse, kendini, anatomisini iyi tanıyorsa zaten tavsiyeye de ihtiyacı yoktur, çünkü ne istediğini biliyordur.


İş hayatında giyim stili klasiktir. Siz çalışan kadınlara neler önerirsiniz?


Ben en çok yeniliklere açık olmalarını önerebilirim. Son olarak Ciddiyet Parodisi adlı koleksiyonumda Yünsa’nın kaşe, flanel gibi iş yaşamında görmeye alışkın olduğumuz yünlü kumaşlarını, deri, kadife, dantel gibi farklı materyallerle kombinleyerek hem iş yaşamında, hem özel davetlerde giyilebilecek çok farklı bir çizgi yakalamıştım. Böyle farklılıkların iş yaşamına da dinamizm katacağına inanıyorum. 


Büyük bir beğeniyle karşılanan Tuvanam Baby Couture’ün devamı gelecek mi?


Dediğim gibi ben modanın her alanda gelişmesinden yanayım. Çocuk modası da son yıllarda inanılmaz derecede gelişen, yeni jenerasyonun zekasına da bağlı olarak onların da bilinçle yönlendirebildiğini söyleyebileceğim bir arenaya dönüştü. Ben de müşterilerimden, özellikle de annelerinin yanında kendilerini de prenses gibi hissetmek isteyen minik hayranlarımdan gelen tepkiler doğrultusunda Tuvanam Baby Couture’ü hayata geçirdim.

 

Çocuk abiyelerinin kendine has masumluğunun yanısıra, kullanabilme özgürlüğüne sahip olduğum sevimli dokunuşlar, kendimi ifade etmekten en çok hoşlandığım alanlardan biri. Her markamda olduğu gibi Tuvanam Baby Couture’ün de üzerine titizlikle eğildiğimi ve ekibimle devamlı yeniliklerin peşinde koştuğumuzu belirtmeliyim.


Modacı olmak isteyen genç tasarımcılara neler tavsiye edersiniz?


Sadece tasarım alanında değil, her meslek dalında eğitim ve tecrübenin kişiye kattıkları çok ayrı. Şu an Türkiye’de de moda ve tasarım alanındaki lisans eğitimleri giderek daha çok çeşitlilik gösterdiği için çok mutluyum. Ancak teorik bilgiyi dahi pratiğe dökmeden insanların ne yapmak istediğinden emin olması çok zor. O yüzden bu alanda kariyer yapmak isteyenlere önerebileceklerim hem koydukları her hedef için öngördüğüm sevgi, sabır ve özveriyi göz önünde bulundurmalarını, hem de ben olurum, başka bir meslektaşım olur, işin mutfağında ne gibi pozisyonlarda çalışabileceklerini görebilmek için, kendilerini keşfedilmek için, staj girişimlerinde bulunmalarını tavsiye edebilirim.

 

Tasarımlarınızı giymenin bedeli yüksek midir?


Ben ve tüm tasarımcı arkadaşlarım, zaten ready-to-wear ürünlerimizi bile, insanların kendilerini özel hissetmeleri için son derece kısıtlı adetlerde üretiyoruz. Dolayısıyla özel dikim olmasa da, şu an gerek e-ticaret sitelerindeki kampanyaların, gerek Galata Moda, Bebek Şenliği gibi etkinliklerin, gerekse sık sık olmasa da belli aralıklarla düzenlenen outlet günleri ve sample sale’lerin tasarımlarımızı her bütçeye uygun şekilde kitlelerle buluşturduğunu düşünüyorum. 


Bir röportajınızda internetten satışlarınızın da olacağından bahsetmişsiniz. Yaşama geçti mi ya da ne zaman hayata geçirmeyi planlıyorsunuz?


A46 Group bünyesinde, bir sosyal alışveriş sitesi olarak hayata geçirdiğimiz www.netlence.com 2013 yılı başından itibaren aktive oldu ve şu anda hem Tuvanam abiye koleksiyonumuz, hem de Tutti günlük ürünlerimiz, A46 mağazalarımızla birlikte eş zamanlı olarak Netlence’deki “Shop in Shop” bölümümüzde online olarak satışta bulunuyor.


Ünlü modacı öyle görünüyor ki günümüz modasına yön veren tasarımcılardan olmaya daha uzun yıllar devam edecek. İşte Tuvana Büyükçınar'ın İstanbul Fashion Week’te "Undart" adını verdiği Sonbahar-Kış 2013-14 koleksiyonundan kareler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Değerli açıklamalarıyla bizleri aydınlatan Tuvana Büyükçınar'a hepimizaileyiz.com ailesi olarak teşekkür ederiz.


Nisan 2013


Röportaj: Cansu BULDU ÇAN

 

Dikkat: Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, hiçbir şekilde kullanılamaz.