Üzüntü Her İnsanı Büyütür, Geliştirir ve Güçlendirir!

 

Kimi zaman aileler birbirlerini üzmemek için üzüntü verecek şeyleri paylaşmazlar. Herkes “mış” gibi yapar ama ortamda tuhaf, tedirgin edici bir hava vardır. Çocuklarının ufacık da olsa üzülmesini istemeyen anne babalar -bilmeden - çocuklarının kendisini her an kırılıp dökülecek  bir nesne gibi hissetmesine yol açarlar. Peki ama çocuğumuzu üzüntüden korumak, üzülmesine engel olmak ne derece doğru? Üzülmekten korkmanın yersiz olduğunu söyleyen Uzman Psikolojik Danışman Nilgün Sarı, bakın anne babalara hangi önerilerde  bulundu.

       

Sizin Üzüntü ile Aranız Nasıl?

 
İnsanın yaşadıklarının doğal sonucu olarak var olan doğal bir duygudur üzüntü. Onu görmezden gelmemek ve sağlıklı şekilde ifade etmektenin de yolları vardır.  Çünkü üzüntü büyütür, geliştirir ve güçlendirir.

  

Çocuğumuzun Üzülmemesi İçin Sürekli Çabalamak Ne Kadar Doğru?  

 
Mümkün olduğunca her istediği yapılan ve alınan bir çocuk hayal edelim. Çocukluk hayallerinin özellikle maddi olanlarının bir dereceye kadar gerçekleştirildiğini varsayalım. Sosyal ilişkilerde yaşadığı sorunları da anne baba kol kanat gererek, her koşulda çocuğu haklı görerek çocuklarının üzülmemesi yönünde engellediklerini düşünelim.

 


Gelecek yaşamda, bir yetişkin olduğunda bu çocuğu nelerin beklediğini hepimiz tahmin edebiliriz. Yaşamdan doyum sağlayamayan, duygu ve davranışlarının sorumluluğunu alamayan, mutluymuş gibi görünen ama aslında özünde mutluluktan eser olmayan bir yaşam: En ufak bir engellenme ya da olumsuzluk durumunda yaşanan ruhsal çöküntü, sorunlarla baş edememe hali.

 

Çocuklar, Üzüntüye Dayanabilen, Destek Olan Anne Babaya İhtiyaç Duyar

 


Çocuğunuz sürekli sizi üzüyorsa eğer, üzüntüyü algılama ve deneyimleme şeklinize bakmanızı öneririm. Belki de ortada katlanılamayan, ifade edilemeyen  üzülecek bir şeyler vardır, kimbilir? Bazı aileler birbirlerini üzmemek için hiçbir şey paylaşmazlar. Herkes “mış” gibi yapar ama ortamda tuhaf, tedirgin edici bir hava vardır

 


Çocuklar üzüntüye dayanabilen, destek olabilen ve duyguları önemseyen anne babalara ihtiyaç duyarlar çünkü ancak o zaman üzüntülerini ifade edebilir ve dayanabilirler.

 


Ebeveynlerimiz bizi böylesine üzüntüden uzak tutmuşlarsa eğer; üzüntü, yakınından bile geçilmemesi gereken, olabildiğince uzak durulan ve deneyimlenmesi düşüncesi bile korkutucu olan bir duygu olup çıkar.

 

Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak, Peki Ama Nereye Kadar?


Hiçbir şeye üzülmemek, hep mutlu olmak zorunda hissetmek, eğer üzülürsek hastalanacağımıza kadar varan uç düşünceler ... Bir yetişkin olarak şimdi düşünebiliriz: Bizi üzüntüden uzak tutan ne gibi deneyimlerimiz var, üzüntü ile ilgili algılarımız neler?

 


Üzülmeyi bırak yaşamaya bak... Kulağa çok güzel gelen, cazip bir slogan.  Ama nasıl? Nasıl içimizdekini bastırıp, yok sayıp, hiçbir şey olmamış gibi yola devam edebiliriz?

 


Yola devam edebilmenin tek koşulu var olan durumu ve duyguyu kabul etmektir. Kabul rahatlatır, özgürleştirir.

 


Sonrasında ise şunlara bakabiliriz: Yaşadığımız bu durumu sağlıklı,uygun ve dengeli bir şekle dönüştürebilmek için yapabileceklerimiz var mı? Elimizden gelenler neler?

 


Yapamayacaklarımız ve değiştiremeyeceklerimiz için üzülmeye gerçekten gerek yok. İnsanoğlu olarak elimizden gelenler belli...

 

Evet, Üzüntü İçimizi Yakar Ama....

 


Öncelikle çocuklardaki üzüntüden başlayalım. Bazı anne babalar çocuklarının üzülmemesi için ellerinden geleni yaparlar. Bunun bir çok haklı / haksız nedeni olabilir. Ancak önemli olduğunu düşündüğüm iki nedene bakalım:

 


1-Anne ya da babanın üzülmekle ilgili yaşam deneyimlerinin geçmişte onları zorlamış olması.

 

2-Ebeveynlerin çocuklarının üzülmemelerini sağladıklarında daha iyi anne baba olacaklarını düşünmeleri.

 


Bu gibi nedenlerle çocuklarının ufacık da olsa üzülmesini istemeyen ebeveynler çocuklarının kendisini her an kırılıp dökülecek  bir nesne gibi hissetmesine yol açarlar. Buna katlanmak zordur: Üzüntüsünü ortaya koyamayan çocuk ya saldırganca davranacak ya duygularını hiç belli etmeyip içine kapanacak  ya da hep mutlu olma zorlantısı içinde olacak.

 


Kimilerimiz üzülmek istemeyiz çünkü dağılmaktan, toparlanamamaktan korkarız. Eğer üzüntüyü biriktiriyorsak ve paylaşmıyorsak içimizdeki o kadar büyür ki patlamasından korkarız. Yanımızda bizi gerçekten tutacak birilerine ihtiyaç duyabiliriz.

 


Teselli  etmek için söylenen şu cümleleri hepimiz duymuşuzdur: “Üzülme bunda üzülecek bir şey yok”, “Kafana taktığın şeye bak”, “Buna da üzülünür mü?”

 


Evet bazen bu teselliler iyi gelir insana çünkü üzüntüyü abartmış olabiliriz. Ancak bazı durumlarda yetmez hatta bizi kızdırabilir de, çünkü anlaşılmamış, önemsenmemiş hissederiz kendimizi.

 


Üzüntü içinde olan bir yakınımız için şunları yapabiliriz: Yanında durup, ona eşlik etmek, yaşadığı duyguları önemsemek, sakinleşmesine yardımcı olmak, bazen sadece yanında sessizce oturmak.

 


Üzgünüm çünkü diyebilmek, üzüntüyü yaşayabilmek ve sonunda bundan çıkabilmek. İŞTE SİZE RUHSAL SAĞLIK... 

 
 
loading...
loading...