Evleneceğiniz Kişiyi Ne Tadar Tanıyorsunuz?

Evleneceğiniz Kişiyi Ne Tadar Tanıyorsunuz?

Günümüzde evlenecek çiftler yıllar öncesine oranla daha bilgili ve bilinçli davranıyor. “Biz birbirimizi seviyoruz. Anlaştığımız da düşünüyoruz. Acaba evlenirsek olumlu bir seçim yapmış olur muyuz? Kişilik yapılarımız buna elverişli mi?” Bir diğer örnek, “Anlaşamıyoruz ama seviyoruz birbirimizi. Ne yapsak da anlaşmazlıkları, kırgınlıkları ortadan kaldırsak? Bu durumda evlenmeye cesaret edemiyoruz…” şeklinde düşünen çiftler evlilik terapistlerine başvurarak bu anlamlı yolda emin adımlarla yürümek istiyorlar.

 


Duruma psikolojik yöntemlerle konuya yaklaşmak çok iyi sonuçlar vermektedir. Uygulanan kişilik testleri ve yapılan görüşmelerle başvuranların, yalnız sözlülerini, nişanlılarını değil, kendi kendilerini de anlamalarına yardım edilir. Böylece kişiler, ille de karşılarındaki kişiyi düzeltmekten bir süre içinde bile olsa vazgeçmeyi öğrenirler. Çünkü asıl önemlisi, insanın kendi kendisini düzeltmeye yönelebilmesi ve açık yürekli davranmasıdır.


Evlilik, hem en tabii hem de en zor kurumdur. O yaşa kadar bambaşka ortamlarda yetişmiş ve farklı eğitimler görmüş kişiler artık ortak bir hayatı sürdüreceklerdir. Kendi bencilliklerinden sıyrılarak birbirlerine yöneleceklerdir. Aile ortamları, öğrenmeleri, kent veya kasabaları başka başkadır. Hatıraları, umutları, hatta şarkıları bile başkadır… Ne yalnız ve yabancı, ne de misafir ağırlar gibi aşırı özenli davranılır… Evlilik, onu oluşturan kişileri aşan bir bütündür.


Oysa, artık günümüzde çekilmez, katlanılmaz olmuş evlilikler vardır. Eve yönelen kişinin ayakları geri geri gidiyorsa, durum apaçık ortadadır. Çekiciliğini, güzelliğini, itibarını yitirmiş olan evlilikleri onarmak çok zordur. Önemli olan, bu hale getirmemektir. Bu da ancak iyi ve bilgili seçimle, karşılıklı sevgi ve saygı ile oluşturulur. İnsanın hislerini hiçe sayarak kurulmaya çalışılan “mantık evlilikleri” genellikle olumlu sonuca ulaşamaz. İnsanoğlunu duygularından koparıp uzaklaştırmak mümkün değildir. Böyle bir tutum, insan yapısına ters düşer.

Bir tarihte, “İki kızımı de ben evlendirdim. Kocalarını ben seçtim ve adam ettim. Çok da iyi oldu. Kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya varır.” diyen bir babanın iki kızı da çok geçmeden boşanmışlardır… Hem de çocuk sahibi olarak.


Yanlış seçimlerin, yanlış evliliklerin sıkıntılarını, acılarını çocuklar çeker. Büyüklerin yanlışlarını, çocukları mutsuz eder. Ve çocuk mutsuz hayatının hesabını hiç kimseden soramaz… Susar, içine kapanır ve bir süre sonra problemler birbirini takip eder.

Psikolog Suna Tanaltay

 
 
loading...
loading...