Sağlıklı Evliliğin Sırrı...

İnsanı bir şeye veya bir kimseye yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duyguya özetle sevgi diyoruz. Sevgi, sözcüğünü duyduğumuzda ilk aklımıza gelen iki insan arasındaki duygusal çekimdir hiç kuşkusuz.

 

Bir de aşk vardır: Bu, bir insana karşı duyduğumuz veya iki insan arasındaki çekimdir. Yürekler pır pır eder, onsuz olamayız ve o ne yaparsa kabul ederiz. Bu hal en iyi durumda birkaç yıl sürer, sonra yerini ya sevgiyi ya da ilgisizliğe bırakır diyor uzmanlar.

 

Sevgi Almak Kadar Vermektir de...

 

Aşık olma hali dışında insanlar bir başkasına genellikle kendilerine arzu ettikleri şeyleri verdiği takdirde sever... Bir bakıma sevgi egoistçe bir şeydir.


O insan beklentilerimizi, ihtiyaçlarımızı ve arzularımızı yerine getirdiği için onunla birlikte oluruz. Bu beklentiler: Anlayış, ilgi, şefkat, cinsellik ve arzu gibi pek çok unsur olabilir…


Ve her ilişki karşıdakinin ihtiyaçlarını giderilmesi sayesinde yaşar. Bu demektir ki, sevgi almak kadar vermektir de. Sevgi sürekli olarak, eşimize ilgi göstermek, onun ihtiyaçlarını gidermeye çalışmak üzerine kuruludur. İlişkinin devamında ise her iki tarafın beklentiler konusunda hem fikir olması belirleyici rol oynar.


Peki ya beklentiler veya yaşam hedefleri değişirse ne olur?

 

Bu gibi durumlarda iki seçenek söz konusu diyor psikologlar: Her iki tarafı da mutlu edecek bir uzlaşma sağlanır veya yollar ayrılır…


İyi bir ilişki için her iki tarafın da uzlaşma yanlısı, geri adım atmaya hazır olması ve bazı şeylerden fedakârlık yapması gerekiyor.

 

İyi bir ilişki için önemli soru şu: İnsan neyi verebilir?

 

Elbette, ancak ve ancak kendinde olanı. Başka bir deyişle, bir ansan ancak kendini seviyorsa, kendisiyle barışıksa, başkasına da sevgi sunabilir. Kendini sevmekle kast edilen bencillik, benmerkezcilik değildir; kuşkusuz. Çünkü bu tür insanlar belki âşık olabilirler ama aşkları çok uzun süreli olmaz.

 

Bir ilişkinin sağlıklı ve uzun ömürlü olması, eşlerin birbirlerine eşit onurlu insanlar olarak görmesine bağlıdır. Bu eşit onurluluk, çiftlerin her şeyinin aynı olması demek değildir. Daha çok tarafların karşılıklı olarak birbirlerinin duygularını, düşüncelerini, isteklerini kabul etmesi ve bunlara önyargısız yaklaşmasıdır.


Peki öyleyse eşinizin size saygılı olduğunu nasıl anlarsınız? İşe birkaç ipucu:

  • Eşiniz sizinle buluşmaya ciddi olmayan gerekçelerle sürekli geç mi geliyor?
  • Eşiniz sizinle herkesin içinde alay ediyor, fikirlerinizi dikkate almıyor ve arkadaşlarını yanında yokmuşsunuz gibi mi davranıyor?
  • Eşiniz ailenizle ilgili bütün kararları size hiç sormadan mı alıyor?
  • Eşiniz özel günleri hatırlamıyor ve bunları önemsemiyor mu?
  • Eşiniz başkalarıyla konuşurken birlikteliğinize dair mahrem konuları anlatıyor mu?
  • Eşiniz sizinle cinsel ilişki kurarken isteklerinizi ya da istemediklerinizi dikkate almıyor mu?
  • Eşiniz sizi kendisine itaat etmesi gereken bir varlık olarak mı görüyor?

Daha pek çok ipucu olabilir. Ama tüm bu soruların hepsine ‘hayır’ diyorsanız, saygılı bir eşe sahipsiniz demektir.


Unutmayın: Hiç kimse bizimle birlikte ya da evli olduğu için bizi sevmek ya da saymak zorunda değildir.

Sevgi gibi, saygının da kazanılması gerekir; ister erkek, ister kadın olalım…