Hak Ettiğiniz Değeri Görmek İstiyor Musunuz?

İnsanlar temel gereksinimlerinin farklı olduğunu anlayamadıkları için çok sık rastlanan bir yanılgıya düşmekte ve kendilerine davranılmasını istedikleri gibi karşılarındakine davranmakta ve bu yaklaşımın doğru olduğuna inanmaktadırlar. Yaptıkları herhangi bir iyiliğe eşleri karşılık vermeyince de çok şaşırırlar.

 

Bu Örnekler Size Tanıdık Geliyor mu?


Örneğin, bir kadın çoğu zaman eşine öylesine anlayış gösterir ve onun için endişe duyarak ilgilenir ki erkek onun kendisine güvenmediğini hisseder. Aslında kadın bu yaklaşımı eşinden beklemektedir ve hatalı bir varsayımla eşinin de mutlu olup aynı davranışı kendisine göstereceğine inanmaktadır. Oysa erkek bazen bu ilgiyi soğuk karşılar, bazen de eşinin desteğini boğucu ve can sıkıcı olarak görür. Kocasının beklenmedik tepkisi ise kadını şaşkına çevirir.


Buna karşılık erkek bazen öylesine kolay kabul eder ve güvenir ki, bu kez kadın kendisine ilgi duymadığını düşünerek ona kırılır. Erkeğin böyle davranmasının nedeni eşinden aynı yaklaşımı beklemesidir.

 

Örneğin, karısı sinirlenince, duygularını gözden geçirip rahatlaması için onu yalnız bırakır. Kendi görüş açısına göre, eşine güven duyduğunu ve kabul ettiğini bildirmektedir. Kadının sorununu tek başına çözebileceğine güvendiği gibi, durumu değiştirmeye çalışmayarak, onu olduğu gibi kabul ettiğini açıklamaktadır. Ne var ki, kadın bu davranışı reddetmek ya da uzak durmak olarak algılar ve kendisine ilgi duymadığını varsayar.


Bu örneklerde eşler birbirinin farklı gereksinimlerini anlamadıkları için destek olmak konusunda başarıya ulaşamamışlardır. Üstelik başarısız oldukları halde iyi bir iş becerdiklerini de düşünmüşlerdir!


Onu Nankörlükle Suçlamadan Önce İsteklerini Daha İyi Öğrenmeye Çalışın


Esas üzerinde durulması gereken bir noktadır bu. Gereksinimlerin farklı olduğunu anlayınca kişi niçin herhangi bir ilişkide hak ettiği desteği göremediğini de çözümleyecektir. İnsanların büyük bir çoğunluğu eşlerine çok şey verdikleri halde bunun karşılığın göremediklerinden şikâyet eder. Evet, kendilerince fedakârlık yapıp bir şeyler veriyorlardır ama verdikleri aslında eşlerinin istediği değildir. Eğer istenileni vermeyi başarırlarsa eşleri de karşılığını vermek dürtüsünü hissedecektir. Verdiklerimizin karşılığını almak en doğal durumdur ve her ilişkide verdiğinin karşılığını alma vaadi bulunur.


Kritik Soru: Fedakârlıklarınız Eşinizin İsteklerini Karşılıyor mu?


Bu altın kuralın her zaman işlememesinin nedeni ise verdiklerimizin eşlerimizin istediklerinin karşılığı olmamasıdır. Her iki taraf da bir şeyler vermekte olduğuna inanır ama kimse bir şey elde etmez. Bu görüş her iki tarafın da kurban rolünü üstlendiğini gösterir.


Neye gereksinim duyduğumuzu algıladığımız zaman, verdiklerimizin karşı tarafın istekleri doğrultusunda olmadığını öğreniriz. Bir ilişkiden daha kazançlı çıkmak için, kendi gereksinimlerimizin yerine eşimizin neye gereksindiğini anlayıp vermeyi öğrenmemiz gerekir. Biz onların isteklerini tümüyle yerine getirince onlar da bize destek olmaya başlayacaktır.


Öyleyse verici olmanın başarısı, eşimizin karşılık olarak bizi desteklemesine bağlıdır. Eğer eşlerimiz verdiklerimizden etkilenmiyorsa onları nankörlükle suçlamak yerine isteklerini daha iyi öğrenmeye çalışmalıyız.


Çoğu insan için “vermek” bir parketmeye para atmak gibidir. Eğer parkmetre yalnızca bozuk para almak için düzenlenmişse, kâğıt para atmak isteyip de aygıta kızmanın anlamı yoktur. Eğer eşlerimize gerçekten destek olmak istiyorsak, neye gereksinim duyuyorlarsa bunu karşılamaya çalışmalıyız. Aksi takdirde sattığı malı müşterileri almadığı için şikâyet eder ama müşterilerin ne istediğini araştırmayan tüccarlara benzeriz.


İlişkilerdeki düş kırıklığı ve gücenmenin ana nedenlerinden biri, her iki cinsin de kendi gereksinimlerini karşılayacak biçimdeki desteği karşı tarafa vermeye çalışmasıdır. Bu görüşü çiftlerin aklından hiç çıkarmaması gerekiyor. Bu bilgiyi kullanmak binlerce ilişkinin neredeyse bir gecede inanılmaz derecede değişmesine neden olmuştur.