Güçlü Evliliğin Sırları

 

Gerek kültürel gerekse aile yaşantısı olarak birbirinden farklı iki kişinin aynı evi, zamanı ve mekânı paylaşmaya başlamaları hiç kuşkusuz radikal bir değişimdir. Hayatımızdaki bu denli bir değişimi neden olan evlilikte yaşadığımız sorunlar karşısında bazen kendimizi çok güçsüz hissettiğimiz de olur.

 

İşte tam da bu noktada hepimizaileyiz olarak evlilik hayatı içerisinde yaşadığınız sorunlara çözümler bulmanıza yardımcı olmak amacıyla, “Yaşama Dair Söyleşiler” bölümümüzde sıklıkla aile ve evlilik danışmanlarının yol gösterici fikirlerine yer vermeye gayret ediyoruz.

 

 Bu ayki konuğumuz ise, “Uzmanlar Teoride, Anneler Pratikte", “İlişkinizi Kurtarma Rehberi" "Hayat, bazen..." adlı romanların yazarı Yaşam Koçu; İlişki ve Evlilik Danışmanı Yeşim Varol Şen.

 

Danışman Yeşim Varol Şen’in açıklamalarının evlilik hayatınızda yaşadığınız sorunlara çözümler üretmeniz için sizlere rehberlik edeceğine inanıyoruz.

 

Güçlü ve geliştirici evliliğin sırları nelerdir?

 

Evliliklerin güçlü olmasının temelinde doğru iletişim yatıyor. Hayatın getirdiği zorlukların yanı sıra, evliliğin doğası gereği yaşanan zorluklar da var. Sorunlarını konuşarak çözebilen, konuyu kavgaya taşımadan tartışabilen çiftlerin iletişimleri, dolayısıyla da evlilikleri daha güçlü oluyor. Bu nedenle ben, çalışmalarımda doğru anlama ve doğru iletişim kurabilme üzerinde özellikle duruyorum ki, evlilik güçlensin ve doğabilecek yeni sorunlara da konuşarak çözüm bulabilir hale gelsinler.

 

Çiftler en sık hangi konuda size danışma ihtiyacı duyuyorlar? Çiftler arasında yaşanan sorunların hangi aşamasında ilişki ve evlilik danışmanlarına başvurulmalı?

 

Çiftler genellikle kavgaların arttığı, birbirlerini ikna edemedikleri noktada yardım ihtiyacı duyuyor. Bunun yanı sıra çözümsüzlük noktasına gelmeden, doğruyu öğrenme adına başvuran çiftlerin veya bireylerin sayılarının, geçmiş yıllara oranla artmış olması elbette sevindirici.

 

En çok çatışma yaşanan konularsa aile ilişkileri, para harcama alışkanlıklarının farklılığı sebebiyle yaşanan problemler, geçmiş sorunları kapatamamış olmak, cinsellikle ilgili sorunlar vs. Anlaşmazlıkların erken safhalarında, sevgi ve saygıları yıpranmadan başvuran çiftlerle elbette daha kolay ve hızlı yol alıyoruz.

 

Boşanmalar her yıl git gide artıyor sizce nedeni nedir? Çiftler çok mu hızlı karar veriyorlar evliliğe? Evlenme kararı almadan önce çiftlerin nelere dikkat etmeleri gerekir?

 

Boşanmaların her yıl artmasının farklı sebepleri olduğunu düşünüyorum. Öncelikle, kolay tüketen bir toplum olma yolunda ilerliyoruz. Her konuda olduğu gibi, evlilikleri de kolay tüketir olduk. Bireyselliğimizi korumayı öğrenirken aile değerlerinin altta kalmasına izin vermemek gerekiyor.

 

Bunun yanı sıra, artık evlilik yaşlarının daha ileride olması, olgun kararlar almak adına bir avantaj olabilecekken, birçok bireyde geç kalmışlık ve panik duygusu da yaratabiliyor. Bu da acele ve yanlış kararlar vermeyi beraberinde getiriyor. Oysa flört döneminin bir değerlendirme ve uygunluğa karar verme dönemi olması ve bu süreçte doğru analizler yapmak çok önemli.

 

Flört döneminde, sevgi ve aşkın yanı sıra, eş olarak seçeceğimiz insanın kriterlerimize ne kadar uygun olduğundan emin olmak gerek. Yapılan en büyük hata, sevmediğimiz özelliklerin evlendikten sonra değişebileceğini düşünmek. Oysa, bu çok yanlış. Olduğu halde bizi mutlu edebileceğine inancımız varsa, karar vermek gerek.

 

Bunun yanı sıra teknolojinin uygunsuz kullanımı, ilişkilerin artık çok daha rahat yaşanabilir, internet üzerinden bile kurulabilir olması da ilişkilerden vazgeçişi kolaylaştırıyor maalesef.

 

 

Size göre mutlu evlilik nedir?

 

Bu çok göreceli ve çiften çifte değişebilen bir kavram. Benim evlilik anlayışıma göre, hayattan beklentilerimizin paralel olduğu, hayatımıza yük değil huzur getiren, sorun yaşadığımızda konuşarak aşabileceğimize inandığım ve en önemlisi saygıyı, desteği ve arkadaşlığı barındıran evlilik, mutlu ve güçlü bir evliliktir. “Biz” olurken, “ben” den vazgeçmek zorunda kalmadığımız bir evlilik, insan mutlulukla beraber gelişme fırsatı da sunar.

  

Evlilikte idare eden taraf, deyim yerindeyse evi çekip çeviren daima kadın mı olmalıdır? Erkekleri de işin içine katmanın yolları nelerdir?

 

Bu anlayış günümüzde değişmeye başladı. Artık erkek kuşlar da yuvaya yardımcı oluyor. Hayat şartlarının bu kadar zor ve stresli olduğu bu dönemde, eşlerin her konuda paylaşması ve aynı çizgide durabilmesi önemli bir avantaj. Erkekleri işin içine katmanın ilk adımı ise, talep etmek. Birçok kadın, erkeğin kendisinin düşünmesini, talep edilmeden yardım etmesini bekliyor. Oysa bu, birçok erkeğin doğasında yok. Talep edelim, olumlu cevap alamıyorsak o zaman başka yollar düşünelim.

 

Sizce farklı uç noktalarda, dünyalarda olan çiftler ilişkilerini evlilik seviyesine taşımalılar mı? (Kültür, eğitim, aile yapısı, din, mezhep gibi konularda önemli farklılıkları olan çiftleri kast ediyorum.)

 

Farklılıkların zaman içinde değişmesi gibi bir beklentileri olmayacaksa ve bu farklılıklara gereken saygıyı gösterebileceklerse, neden olmasın.

 

Ancak kitaplarımda da özellikle üzerinde durduğum bir konu, ailelerle ilişkileri, para harcama alışkanlıkları, dini inaçları vs. gibi konularda, bakış açıları benzer olan çiftlerin daha az zorluk yaşadığı. Fakat arada uçurumlar olmadığı ve gelişmeye açık olduğumuz zaman bu farklılıklar öğretici de olabilir.

 

Birbirini tamamlayan çiftlerin sizdeki tanımı nedir? Eksi kutup artı kutup olayı mı yoksa aynı kutuplarda olan çiftler mi daha mutlu evlilik hayatı yaşarlar?

 

Ben “birbirini tamamlamak” yerine “birbirini zenginleştirmek” tanımını tercih ederim. Görüşlerimiz, hobilerimiz, zevklerimiz ayrı olabilir. Daha önce hiç denemediğimiz bir şeyi eşimizle beraber keşfedip kendimize bir artı da katabiliriz.

 

Daha önce de vurguladığım gibi, bu farklılıklara saygı duyduğumuz ve destek olduğumuz sürece sorun yok. Ama bir çok çiftte engelleme dürtüsü var. Örneğin evlenmeden önce severek yaptığı bir sporu eşi artık bırakmasını isteyebiliyor. Neden? Çünkü kendisi sevmiyor ya da birlikte yapabilecekleri bir şey değil. Oysa bırak yapsın, yanında aklı başka yerde oturacağına yapsın ve eve mutlu gelsin.

 

Evlilikteki monotonluğun önüne nasıl geçilebilir? Çiftler arasındaki aşk yeniden nasıl alevlendirilebilir?

 

Aşk ve sevgi beslenmesi gereken duygular. Her daim özen göstermek ve monotonluğa izin vermemek gerek. Örneğin, yıldönümleri veya doğum günleri gibi özel günler bu monotonluklardan sıyrılmak için güzel fırsatlardır. Monotonluktan şikâyet eden çiftlere baktığımızda genelde her günü aynı, çocuklardan veya iş yoğunluğundan kendilerine hiç özel zaman ayıramayan çiftler olduğunu görüyoruz.

 

Gelin-kayınvalide sorunu yaşayan çiftlere neler tavsiye edersiniz? Çiftler eşlerinin aileleriyle sağlıklı iletişim ortamını nasıl yaratabilirler?

 

Dönemler değişse de, maalesef evlikleri en çok etkileyen sorunların başında gelin-kayınvalide anlaşmazlıkları geliyor. Bu konuda eşlerin birbirini doğru anlamaları ve ortak bir davranış modeli benimsemeleri çok önemli. Bunun yanı sıra erkeğin çok arada kaldığını unutmamak gerek. Bu nedenle, gelinlerin kayınvalide ile yaşadıkları problemlere çözüm odaklı yaklaşmaları ve eşlerini aracı yapmak yerine kendilerinin çözmeye gayret etmeleri daha doğru.

 

İş ve aile hayatı arasında denge kuramayan çiftlere tavsiyeleriniz neler olur?

 

 İş, hayatımızın çok önemli bir parçası. Ancak yaşamak için çalıştığımızı unutmamak gerek. Daimi olarak işe gereğinden fazla zaman ayırmak ve aileyi ihmal etmek, uzun vadede tükenmişlik yaratır. Hayatın her alanında dengeli yaşamak, öncelikle iç huzurun şartıdır zaten.

 

Biliyorsunuz ülkemizde de çok örneklerini görüyoruz: 60 yaşındaki biri neredeyse torunu yaşında biriyle evlilik yapabiliyor. Fakat 40 yaşındaki bir kadın 25 yaşında biriyle olunca büyük olay oluyor. Neden erkekte pek tepki vermeyiz de kadına gelince olay olur? Ve sizce evlenmek isteyen çiftlerin arasındaki yaş farkı çok önemli midir?

 

Bu bizim toplumumuzun erkek egemen yapısından kaynaklanıyor. Erkek her daim daha esnek yorumlanıyor. Oysa her iki halde de aşırı yaş farkları sağlıksız bir ilişkinin göstergesi. Belki 60 yaşında bir erkek kendisini kandırabilir ve torunu yaşında bir kadınla mutluluk oyunu oynayabilir. Diğer taraftan baktığımızda, bu denli genç bir kadın 60 yaşında bir erkekte belki para güvencesi, belki korunma hissi bulur. Ama bu duygular ilişkiyi ancak kısa bir süre götürür.

 

Aldatılmamak için neler yapılmalı? İnsanlar neden aldatmaya yönelir? “Mutlaka her erkek aldatır” düşüncesi çok yaygındır; Yaşam Koçu; İlişki ve Evlilik Danışmanı olarak sizin bu konudaki fikirleriniz nelerdir?

 

“Her erkek aldatır” düşüncesi elbette doğru değil. Evlilik değerlerini öne alan ve sadakati koruyan çok erkek de var, bunun yanı sıra eşini aldatan çok kadın da.

 

“Aldatılmamak için ne yapılmalı” sorusunun ise net bir cevabı olduğunu zannetmiyorum. Sonuçta aldatmanın bahanesi her zaman çoktur ama hiçbiri mazeret olamaz. Mutlu değilsen ya düzelteceksin, olmuyorsa da yürüyüp gideceksin. Hiçbir sorun insana eşini kandırma hakkını vermemeli.

 

Ancak evlilikte her şey yolundayken, duygusal ve cinsel uyum varken, ihanet çok beklenen bir durum değil elbette. İhanet durumlarında bunun bir sebep mi yoksa bir sonuç mu olduğunu iyi analiz etmek gerek. Birçok kadın evliliğinin kötüye gitmesini aldatılmış olmasına bağlar. Bazen bu doğrudur. Bazen de bakarsınız, aslında evlilik kötü olduğu için ihanet yaşanmıştır.

 

Çiftler hep yakınır: “Eşim beni dinlemiyor, ne desem boş, bildiğini okuyor; Onunla bir türlü ortak noktada olamıyoruz…” gibi örnekler çoğaltılabilir. Evlilikte iletişimin doğru anahtarı nedir? Bunun bir sihirli formülü var mı? 

 

Siz benim bilmediğim yabancı bir dili ne kadar iyi bilirseniz bilin, bana o dilde çok basit bir konuyu bile anlatabilmeniz mümkün değildir. Benim anlamam için, benim bildiğim dilde konuşmalısınız. Eşiniz sizi anlamıyorsa mutlaka dinlemesini ve anlamasını sağlamak için başka yöntemler bulunması gerek. Sizi dinlememesinin mutlaka sizden de kaynaklanan bir sebebi vardır. Ya çok üstüne gidiyorsunuzdur, ya kelimeleriniz ona ulaşamayacağınız kadar havada kalıyordur.

 

Seanslarımızda uygulanması gereken yeni yöntemler ve eşlerin birbirlerini anlayabilir duruma gelmeleri üzerine çalışıyoruz. Sonuçta aynı cümleyi yüz defa söyleyince yeni bir sonuç bekleyemeyiz. Tepki alamıyorsak artık başka cümleler kurmak lazım.

 

Evlilik içerisindeki çatışmalar çocuğa yansıtılmalı mı? Ya da böyle durumlarda çiftlerin yapması gereken en doğru davranış şekli nedir?

 

Bu sizin evliliğiniz, çocuğunuzun değil. İlişkinin her özel ve güzel anını çocuğa nasıl yansıtmıyorsak, çatışma anlarını da çocuğa yansıtmayalım. Çiftler genelde çocuğun önünde tartışıp sonra da yatak odasında barışmak gibi bir hata yapıyorlar. Düşünsenize çocuğun durumunu. Anne ve babasının tartıştığını duyuyor ama barıştıklarından haberi yok. Bu çocuk için son derece huzursuzluk verici bir ortam olur.

  

Değerli açıklamalarıyla bizleri aydınlatan Yaşam Koçu; İlişki ve Evlilik Danışmanı Yeşim Varol Şen’e hepimizaileyiz.com ailesi olarak teşekkür ederiz.

 

Röportaj: Cansu BULDU ÇAN

 

Dikkat: Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, hiçbir şekilde kullanılamaz. 

 
 
loading...
loading...