“Evyah Bu Çocuk Ne Zaman Evlenecek?”

Sırf anne babanız istiyor diye evlilik kararı almalı mısınız?   Mutluluğun tek şartı evlilik mi? Evlilik herkese göre mi?    Hayat evlenince mi başlar? Mutlu evlilik için yakışıklı prensimizi veya güzel prensesimizi mi beklemeliyiz? Yaşam Koçu ve Evlilik Danışmanı Yeşim Varol Şen tüm bu soruları bakın nasıl yanıtlıyor:

 

Eğitimli Anne Baba Olmak da Bu Görüşü Değiştirmiyor

 

 

Tamam evlilik, doğru insanı bulabildiyseniz çok güzel ve çok huzurlu. Ama öyle çok kadın var ki, kendini evlenemediği (!) için son derece yetersiz hisseden ve özgüveni zedelenen, ya da sırf evlenebilmek için yanlış kişi olduğunu bile bile imza atan. Prensini bulmak için, gölde öpülmedik kurbağa bırakmayan ve bir sürü yanlış ve kendine göre tamamlanmamış ilişkiler sonucunda depresyon yaşayan. Mutsuz olduğu halde, evli kalmak uğruna bin türlü eziyete katlanan...

 

Eğitim hayatını noktalamış, çalışma hayatı da olmayan genç kızların annelerini bir nebze de olsa anlıyorum. Kızları için koyabilecekleri tek hedef evlilik oluyor çoğu zaman. Ama aynı telaşı kızları yüksek lisans yapmış, iyi bir şirkette yönetici olan annelerde de görmek beni daha çok şaşırtıyor doğrusu.


“Evlendin Hadi Bakalım Şimdi de Bir Torun Ver...”


Evlilik öncelikle annelerin çocukları için koydukları hedef. Tamam, dünya gözüyle çocuklarına karşı görevlerini tamamlasınlar istiyorlar, evladı yuvasını kursun mutlu olsun istiyorlar, hepsi çok güzel de, evlenince de bitmiyor ki baskılar. Daha düğünün ertesi günü torun siparişleri, hadi ilk torunu verdiniz kucaklarına, e toruna kardeş gerek baskıları…


“Canı Sıkılan Kızların Canı Evlenmek İstermiş!”


Velhasıl, özellikle kız çocukları evlenmek üzere şartlandırılmış büyütülüyor. Erkek anneleri biraz daha rahat bu konuda. Önce aman bir kıza kendini kaptırıp okuluna mani olmasın diye gözlerinin içine bakıyorlar oğullarının, hoş sanki kızlar da ileride eş seçecekleri delikanlıları okuldan koparma gayretinde, ne zaman oğullarının yaşı ilerliyor, o zamana kadar kızlardan korumaya çalıştıkları oğullarına sülalece kız bakmaya başlıyorlar eyvah bu çocuk ne zaman evlenecek diye.


Dediğim gibi erkekler en azından daha ileriki yaşlarda baskı görmeye başladıklarından, kızlardan biraz daha şanslılar. Kızlar doğumdan itibaren evlilik, çeyiz , çoluk çocuk muhabbetlerine maruz kalıyorlar. Hatta annelerin, kızlarına özel özlü sözleri bile mevcut “Canı sıkılan kızların canı evlenmek istermiş” Hiç bu özlü sözlerin erkek versiyonunu duydunuz mu acaba?


Mutluluğun Tek Şartı Evlilik mi?


Annelere bu kadar yüklenmeyelim hadi, bana göre bir diğer suçlu masallar. Kız ve erkek çocukların masalları bile farklı. Erkek çocuklara kurşun askerler, hadi bilemediniz kırmızı başlıklı kız masalları anlatılırken kız çocuklarına anlattığımız masallara bakın bir de. Pamuk Prenses, Cindrella, Uyuyan Güzel vs. Hepsinde prenses yakışıklı prensle evlenir ve ömür boyu mutlu yaşarlar. Sanki mutluluğun tek şartı evlilik, ve evlenince hep mutlu son oluyor. Bir tane de masal yok evlenince başlayan, yakışıklı prensin evlendikten sonra, prenslikle alakası olmadığını keşfeden ve mutluluğun evliliğe endeksli olmadığını anlatan.

 


Sırf Evlenebilmek İçin Yanlış Kişiyle Birlikte Olmayın


Şikayet edip durmamın nedeni evliliğe tepki değil elbette. Tepkim çocukların, gençlerin evliliğe şartlı ve mutluluğun evliliğe bağlı yetiştirilmesine. Özellikle kızların evlilik eşittir başarı olarak görmesine sebebiyet veren yetiştirme şekline. Tamam evlilik , doğru insanı bulabildiyseniz çok güzel ve çok huzurlu. Ama öyle çok kadın var ki, kendini evlenemediği (!) için son derece yetersiz hisseden ve özgüveni zedelenen, ya da sırf evlenebilmek için yanlış kişi olduğunu bile bile imza atan. Prensini bulmak için, gölde öpülmedik kurbağa bırakmayan ve bir sürü yanlış ve kendine göre tamamlanmamış ilişkiler sonucunda depresyon yaşayan. Mutsuz olduğu halde, evli kalmak uğruna bin türlü eziyete katlanan.

 


Evlilik Toz Pembe Bir Masal mı?


Şunu artık anlamamız ve çocuklarımıza da öğretmemiz lazım; Evlilik hayatımız için bir renk; bir şart değil. Mutluluğumuz bir başkasına ya da evliliğe endeksli hiç değil. Biz kendi içimizde mutlu olmayı bilmezsek, hiçbir evlilik bizi mutlu etmeye yeterli değil. Evlilik toz pembe bir masal değil. Mutlu evlilik için sadece yakışıklı prensler yeterli değil. Biz kendimize prensesler gibi bakmadıkça, karşımıza çıkacak insan da prens değil.