Evlilikte Neyi Nasıl Söylemeli?

Yaptığı konuşmalarda hayatın içinden verdiği küçük örneklerle insanları şaşırtan, söylediği her şeyi iyi ya da kötü yaptığınızı fark ettiğiniz, ülkemizin önde gelen, başarılı akademisyenlerindendir Prof. Dr. Üstün Dökmen. Konuşmalarında, kitaplarında bize bizi çok daha iyi anlatan, hayatımızı anlamlandırmamızı; yaşamda neyin önemli neyin önemsiz olduğunu çok daha iyi kavramamızı sağlayan biri o. Psikolojik Danışman Prof. Dr. Üstün Dökmen “Küçük Şeyler” adlı kitabında, evliliğe dair bakın neler söylemiş.

 

Birbirinizi Yargılamadan Önce…

 

Eşler birbirlerinden kusursuzluk bekliyorlar; dört dörtlük eş, dört dörtlük hayat istiyorlar. Hayat bana istediklerimi tam versin istiyorlar. Örneğin kadın, hem eşinin akşam belli bir saatte gelmesini, mesaiye kalmamasını, tatillerde çalışmamasını ama anda da mevcut yaşam standartlarını aynen sürdürmek ister. Veya bir erkek aynı şeyleri karısından ister.

 

“Gün Boyu, Yüzün Doksan Dokuzunu Yerine Getirmiş Kadının Bir Tane Eksiğinin Olması Hoş Karşılanmalı..."

 

Bu iki istek bir arada nasıl olur? Bir insanın hem az çalışması hem çok kazanması oldukça zordur. (Aynı anda dürüst olmak istediğimizde iyice zordur.) Bir insan ailesine daha fazla zaman ayırmak için fazla çalışmaktan ve fazla kazanmaktan vazgeçebilir. Ama bunların üçünü birden istemesi, kendini ve dünyayı zorlamak anlamına gelir; yüz altın istemek anlamına gelir…


Erkekler de eşlerinden yüz altınlık, kusursuz bir gayret bekliyorlar. Sözün gelişi, erkek açıkça söylüyor; açıkça söylemese bile davranışlarıyla söyleyişine bir tablo sergiliyor. Eşi (yani kadın) para kazandığı bir işte çalışsın istiyor. Olabilir. Kadın aynı zamanda akşam kendisinden önce eve gelsin, çocuklarıyla ilgilensin, onların ödevlerini yaptırsın, yedirip içirip yatırsın istiyor. Olabilir.


Erkek aynı zamanda, kendisi geç gelse bile sofra hazır, çorba dudak kıvamında, hemen içilebilir sıcaklıkta beklesin istiyor. Bu da olabilir. Erkek bir şey daha istiyor; “Karım kapıyı açtığında, saat kaç olursa olsun güzel yüzlü olsun” diyor. İşte bu olamaz. Dört başı mağrur olamaz; hem şoför mahalli hem beş kuruş olamaz; kadından ille de yüz altınlık davranması istenemez.


Gün boyu yüzün doksan dokuzunu yerine getirmiş kadının, bir tane de eksiği olmasını kabullenmek gerekli; onun yüzünü asmasını, serzenişte bulunmasını hoş görmek gerekli. (Şüphesiz kadın da söylenmeyi veya sızlanmayı abartmamalı. Eğer abartırsa bu kez de o erkekten yüz altınlık bir gayret beklemiş olur.)


Dikkat Edilmesi Gereken Bir Diğer Husus: Eşler Rahatsız Oldukları Bir Konuda Konuşmak İçin Mutlaka Uygun Ortamı Beklememeliler


Eşimizden yüz altın beklemeyelim. Ama eğer yüzüncü altın yok diye yani eşimiz bize kusursuz davranmıyor diye canımız sıkılıyorsa, bu durumda bu beklentimizi oturup konuşalım. Sözgelişi, ev dışında da çalışan, evi-çocukları çekip çeviren bir kadın akşam eşi geç geldi diye yüzünü asarsa, bundan rahatsız olan kocası, ortam uygun ise o an, değilse daha sonra bu olayı gündeme getirmeli, rahatsızlığını belirtmeli.

 

Evlilik Yıldönümlerini Unutan Erkeğe Nasıl Davranılmalı?

 

Nice ailede erkeğin evlilik yıldönümünü, eşinin doğum gününü unutması ciddi bir sorun yaratıyor. Evet, bir erkek diyelim eşinin doğum gününü unuttu. Yıl içindeki önemli bir günü unuttu. Ama aynı erkek bir yılda 364 gün işi için, evi için çalıştı, çabaladı. Bu erkeğe o 364 gün için teşekkür edilmemiştir; ama bir gün için esef edilir. Yine bir yüz altın beklentisi….


Özen bir günü unutan bir erkeğe eşi, kızmak yerine şöyle dese nasıl olur: “Sağ ol, 364 gün evini, beni hatırladın, bizler için çalıştın. Ancak evlilik yıldönümümüzü unuttun. Seneye dilerim 364’ü 365 yaparsın.”


Ya da son ana kadar bekleyip eşinizin evlilik yıldönümünüzü unuttuğu kesinleştikten sonra söylenmek yerine, bir gün önceden hatırlatabilirsiniz. Bakınız artık polisler “Radar var!” diye tabela koyup önceden uyarıyorlar. Siz de peşin peşin uyarabilirsiniz.


Unutmayın, erkekler evlilik yıldönümümüzü unuttun diye asla söylenmezler. Çünkü bunu kendileri de hatırlamazlar…