“Çocuk Olduktan Sonra Eşimle Eskisi Gibi Değil Aramız” Diyorsanız…

Her ne kadar evliğin ilk yıllarında romantik duygular ön planda olduğu için her iki taraf da ilgisini birbirine yöneltse de çocuk olduktan sonra kadının ilgisi çocuğa, erkeğin ilgisi işine odaklanır. Eşlerin birbirine ilgisi zayıfladığı için, her iki taraf da evliliklerinde sevginin azaldığını düşünmeye başlar. Bu da aile içi çatışmaların daha kolay yaşanmasına neden olur.


Özellikle erkekler eşleriyle iletişim kurmakta zaman zaman sorunlar yaşar. Kadın ise eşinin kendisine hiç anlamadığını ne söylerse söylesin eşinden istediği cevabı alamadığını ya da eşinin karşısında sessiz ve tepkisiz kaldığını söyler. Peki ama bu durumda ne yapmalı? İlişkiyi yeniden eski tazeliğine ve canlılığına kavuşturmanın yolları nelerdir? Eşler birbirleriyle iletişim kurarken neleri görmezden geliyorlar? Aile ve Evlilik Terapisti Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan bu soruların yanıtları.

 

İyi Bir Eş Olmak İçin Sadece İyi Bir İş Adamı Olmak Yeterli Değildir

 

Günümüzde evli kadınların en önemli şikâyetlerinden birisi, erkeğin işleri nedeniyle ailesiyle yeterince ilgilenmemesidir. Buradaki kilit nokta, erkeğin ve kadının biyolojik eğilimlerinin farklı olmasından dolayı psikolojik önceliklerinin de farklılık göstermesidir. Kadının önceliği çocuklarını iyi yetiştirme ya da ev işleriyken, erkeğin önce ilgi ailenin ihtiyaçlarını karşılamaktır.

 

Kilit Nokta: Psikolojik İhtiyaçlar

 

Evliliğin ilk yıllarından 40’lı yaşlara kadar olan dönemde iş hayatı, erkekler için bir güç ve statü göstergesidir. Erkek çalışarak egosunu tatmin eder. Ancak bir erkeğin mutlu olabilmesi için iş adamı, baba ve eş rollerini yaşaması ve uygulaması gerekir. Sadece iyi bir iş adamı olmak, kişinin iyi bir eş ya da iyi bir baba olduğunu göstermeyeceği gibi, psikolojik açıdan tatmin olmasını da engeller.


Sağlıklı Bir Evlilik, Eşlerin Psikolojik İhtiyaçlarını Giderir


Erkek evin maddi ihtiyaçlarını karşılama rolünü daha çok önemsiyorsa, eşiyle yaşadığı en ufak bir çatışmada ona, “Yediğin öncünde, yemediğin arkanda, daha ne istiyorsun sana rahat batıyor” anlayışla yaklaşır. Aslında bu, kadının ve erkeğin psikolojik ihtiyaçlarının çatışmasıdır.

 


Psikolojik İhtiyaçları Karşılanmayan Kadın Duygusal İhmal Yaşar


Kadının psikolojik ihtiyacı paylaşmaktır. Kadın-erkek ilişkilerinde bir sorun olduğu zaman, kadın bunun hakkında konuşmayı sorunları ifade etmeyi ister, erkek ise içine kapanarak düşünmeyi tercih eder. Erkek eve geldiği zaman eşine vakit ayırmıyorsa, onunla konuşmuyorsa, kadının psikolojik ihtiyaçlarının farkında değil demektir. Bu durumda kadın duygusal ihmal yaşar, zamanla duygusal travma ve ardından depresif durumlar gelebilir.


İlgi Alanlarınızı Tespit Edin


Ailede eşlerden birinin iletişim kurmak istemesine karşın, diğerinin duyarsız davranması da krizlere neden olur. Bir bayan danışanım, kendisiyle konuşmadığı için eşine o kadar yüklenmiş ki, eşinden “Beni sağır ve dilsiz kabul et” cevabını almıştı.


Kadın Sessizleşen Eşine Karşı, Kendini Yetersiz ve Değersiz Hisseder

 

Kadınlar yapıları gereği sorunları konuşarak çözmek isterler. Ortada bir sorun yoksa bile, eşleriyle sohbet ederek, paylaşma duygularını tatmin etme yoluna giderler.

Kadınların erkeklerden çok konuşmasının nedeni budur.


Eşinizle Nasıl Sağlıklı İletişim Kurmalısınız?


Hatta anne karnında iken kız çocuklarının dudakları erkek çocuklara göre iki misli daha fazla hareket eder. Erkekler ise bir problem olduğunda daha çok kendi kabuklarına çekilip sessiz kalma eğilimini sergilerler. Bazı erkeklerde bu eğilim daha da belirgindir. Eşinin bu yönünü anlayamayan kadın ise kendisini yetersiz ve değersiz hisseder; kendine güvenini kaybeder.


Evin İçindeki Sorunlardan Bahsetmek Yerine Hoşlandığınız Konular Üzerinde Sohbet Edin


Kadın eşinin içine kapanma eğilimini çözmek istiyorsa, önce buna saygıyla yaklaşılmalıdır. Eşiyle özlü iletişim kurma ve paylaşma çabalarını frenlemeli, onun ilgi alanlarına dahil olmayı denemelidir.

 

Birbirinizin İlgi Alanlarını Keşfedin

 

Bunun tersine, eşini kendi ilgi alanına çekmeye çalışırsa, onun savunmaya geçmesine neden olabilir. Dolayısıyla eşinin ilgi alanı neyse o konuda konuşmaya çalışmalı, örneğin eşi politikayla ilgiliyse, evin içindeki sorunlardan bahsetmek yerine güncel siyasi olaylar hakkında konuşmayı denemelidir.


Eşler arasında ortak değerler ne kadar fazla olursa, paylaşım da o kadar sağlıklı olur. Bu nedenle iletişim canlı tutmak isteyen taraf, eşinin değerlerini öğrenip kendi değerleriyle ortak olanlara odaklanabilir. Bu eşleriyle iletişim kurmakta zorlanan erkekler için de sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.


Eşlerin ortak değerlerinin fazla olmadığı bir birliktelikte, konuşma ve iletişim daha az, krizlerin ise daha çok yaşandığı unutulmamalıdır.