Aynı Çatı Altında Sevme Engelli İnsanlar Olmayın!

“Aile üretimdir, kazançtır, dimdik ayakta durmaktır, neşedir, ahlaktır, toplumun ta kendisidir. Evlenme, adı üstünde olduğu gibi, çiftlerin aynı çatı altında bir arada yaşamasıdır. Aile olma adına yapılır, çiftler amatör duygulardan arınmıştır; 'ruh ikizliği', 'elektrik' ya da 'burç' söylemleri bitmelidir.” Psikiyatrist Doç. Dr. Özkan Pektaş. Eğer siz de aynı çatı altında sevgi yoksunluğundan yakınıyorsanız Doç. Dr. Pektaş’ın önerilerini dikkate alın.


"Eş de Tıpkı Meslek Gibi Severek Seçilmeli"

 

Karı-koca aynı evde yaşamalıdır; ayrı evlerde ancak flört edilir. Flört ederek evlilik götürülemez, sorumlulukların olduğu yerde duygular dahi planlanarak yaşanmalıdır. Bu yüzden insan mesleğini bile severek değil, sorumluluk duyguları ile yapmalıdır. Ancak meslek ya da eş severek seçilmelidir. Aile olmak için çocuk şart değildir. Fakat çocuk eve katıldığında yaşam planları ister istemez daha farklı yapılır.

 

Sevmekte Zorlanırlar

 

Evliliğe karar veren kişilerde belirli kişilik özellikleri olmalıdır: Paylaşmayı sevmeli, hediye vermeyi bilmeli, empati kurabilmeli, yükümlülüklerini başkaları adına da yerine getirebilmelidir. En önemlisi de narsist (kendini beğenmiş) olmamalıdır.

 

Tek başına yaşamayı seçen insanların başkalarını sevmekte zorluklar çektiğini tıbbi pratiğimizde görüyoruz. Bu insanlar alışkanlıklarını ve kendilerini her şeyden fazla severler. Flört etmeye vardırlar ama paylaşmaya asla! Lafta sevgiyi dillerinden düşürmedikleri halde, gerçekten sevmeyi başaramayıp yalnızlıklarını allayıp pullayıp çevreye överek anlatırlar.

 

Karı Koca Arasında Takım Ruhu Olmalı

 

İyi günde kötü günde beraber olma, aynı çatının altında yaşamakla anlam kazanır. Onun için 'aynı yastıkta kocamak' diye bir dilek dilenir. Eşlerin kazançlarını aynı zarf içinde tutmaları bu nedenle önemlidir. Takım olma ruhu ilkokuldan itibaren çocuklara ileride aile olmaları için kazandırılmaya çalışılır. Aile üretimdir, kazançtır, dimdik ayakta durmaktır, neşedir, ahlaktır, toplumun ta kendisidir.

 


Paylaşmak da Paylaşılmalı!

 

Yaş günü, sevgililer günü, yılbaşı, bayramlar ticari günler gibi yorumlansa da aslında hepimizin sınandığı günlerdir. Karşınızdakine bir şeyler verebilmek sizi yüceltir, hayata anlam katar. Sadece nasihat vererek yaşayanlar özel yaşantılarında bencillikleri ile baş başa yaşayanlardır.


İntihar eğilimi, depresyon, alkol ve madde bağımlılığı yalnız yaşayanlarda çok sık rastlanılan durumlardır.


Ülkemizin ekonomik koşulları karı kocanın, bir evi dahi idare etmesini zorlaştırırken çifte evlerde evliliği savunmak oportunizmdir (kişinin menfaatine en uygun düşen yolu seçmesidir, fırsatçılık). Sevmek, vermek ve paylaşmaksa bunun gereğini yapalım. Yapamıyorsak sevme engelli olduğumuzu ya kabul edelim ya da tedavi olalım.