Evliliklerdeki Kıskançlık Krizleri Cinsel Hayatı Olumsuz Etkiliyor

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), son yıllarda kıskançlık nedeniyle evlilik ilişkilerinde ve cinsel yaşamlarında sorun yaşan çiftlerin artışı üzerine konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.


CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe: Çocukluğunda ihanete uğramış, terk edilmiş, reddedilmiş, düş kırıklığına uğramış, küçük düşürülmüş ya da tecrit edilmiş kişilerin veya kendisini yetersiz ve değersiz gören ya da değerlilik duyguları dış etkilerden çok kolay etkilenen kişilerin daha kıskanç olduklarının gözlemlediklerini söylüyor. Dr. Keçesi açıklamalarına şöyle devam ediyor:

 

Kıskançlık: Mutsuzluk, Yalnızlık ve Çaresizliği de Beraberinde Getiriyor

 

“Bazen kıskançlık aşırı boyutlarda olabilir. Bunun altında paranoya dediğimiz rahatsızlık olabilir. Bu rahatsızlığın ciddi boyutları vardır ve tedavi edilmesi gerekir. Bu derece yoğun yaşanmayan, hastalık sınıfına koymadığımız ama evliliğin ahengini bozan kıskançlıkların çoğu, kişinin sevdiği insanı kaybetme korkusunun ve kendine olan güvensizliğinin sonucudur.


Evliliğin Ahengini Bozuyor


Günlük yaşamda kıskançlık yaşayan kişilerin pek çoğunun yaşadıkları bu duygu ile baş edemedikleri; kıskandıkları eş ya da partner ile ilişkilerinin bozulduğu ve ilişkilerinin eski güzelliğini yitirdiği görülüyor.

 

“Aşırı Kıskançlık Kişinin Kendine Olan Güvensizliğin Sonucudur”

 

Kıskanan kişi ilişkiyi korumak ve geliştirmek için olumlu çaba harcamak yerine gizli gizli öç alarak, küserek, ilişkiyi keserek ya da tehdit ederek, zor kullanarak ve kaba kuvvete başvurarak amacına ulaşmaya çalışabilir. Bu tutumlar kıskanılanı da kıskanandan uzaklaştırır. Kıskançlığın ölçüsü artıkça olumsuz etkisi artar ve sağlıksız davranışlara sebep olabilir.


Kıskançlıklarla zedelenen evlilik ilişkisinde sevgi, saygı ve güven azalmaya başladığı için cinsel yaşam da sekteye uğrayabilir ve en sık kadınlarda cinsel isteksizlik ve orgazm sorunları, erkekte ise sertleşme sorunları ve erken boşalma görülür ve ilişki içinden çıkılmaz bir hal alabilir.”


“Sadakat tehditle değil, sevgiyle sağlanmalıdır”


Tadında bırakılan kıskançlık duygusunun olumlu etkileri olabileceğini ifade eden CİSED Psikoterapi Eğitimleri Koordinatörü Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cebrail Kısa; "Eşleri bir arada tutmaya yarayan, evlilik bağlarını güçlendiren, patolojik olmayan ve tadında bırakılan kıskançlık ilişki için yararlı olabilir.


Tadında bir kıskançlık:


• İlişkiyi canlı tutabilir,
• Kişileri birbirine bağlayabilir,
• İlişkinin korunmasını sağlayabilir,
• Kişiye önemli ve değerli olduğunu hissettirebilir,
• Çifte kaybetme duygusunu hatırlatabilir,
• Çiftin birbirine emek vermesine yol açabilir,
• İlişkide var olan duyguları güçlendirebilir,
• Aşkın ateşlenmesini sağlayabilir ve
• Sevişmeleri daha ihtiraslı kılabilir.

 

Güven Duygusunun Onarılması Gerekmekte


Kıskançlık çoğu zaman kıskanan kişinin iç dünyasından kaynaklanan nedenlerle abartılı ve çarpıtılmış algılardan ve yorumlamalardan kaynaklanabilmektedir. Kadın ve erkeklerin yaşadıkları kıskançlık duyguları ile baş etme yöntemlerinde büyük farklılıklar bulunuyor.


Kıskançlık duygusu ile mücadelede ilk adım geçmişin yaralarını onarmak ve onları bugünün ilişkisinde iyileştirmektir.


İkinci adım güven duygusunun onarılmasıdır. Güven duygusunu zayıflatan en önemli etken açık iletişimin olmamasıdır. Bu nedenle imalı sözlerden, üstü kapalı eleştirilerden ve küskünlüklerden kaçınmak gerekmektedir.


Ayrıca kişi kıskançlık duygularının altında yatan duygu ve düşüncelere ulaşmalı, kıskançlık hissettiği anlardaki düşüncelerini incelemeli ve kıskançlıktan önce gelen duyguları fark etmelidir. Bu duygu ve düşüncelerin farkına varmak, onları ayrı ayrı ele almaya ve mantıklı olup olmadıklarına daha tarafsız bakmaya olanak tanıyacaktır.

 

Önemli Olan Sevgiyi Gösterebilmek ve Paylaşmaktır

 

Kıskançlık yaşayan kişilerin özellikle başarmak zorunda oldukları şey ilişkiyi korumak ve sürdürmektir. Sadakat tehditle değil, sevgiyle sağlanmalıdır. Çift sevgisini birbirine ne kadar çok verirse, o kadar çoğu geri dönecektir, çift kullandığı ölçüyle ölçülecektir.

 

Çoğu insan sevginin sadece bir ‘duygu’ olduğunu sanır, oysa sevgi duygudan ziyade bir mevcudiyet biçimidir. Sevgiyi paylaşmak ve göstermek bir tercihtir. Olgun sevgi eşlerin birbirlerine dikkat, kabul, takdir, şefkat sunması ve kendileri olmakta özgürlük tanıması üzerinde inşa edilebilir ve içinde patolojik kıskançlığın barınmasına izin vermez."

 

CİSED Genel Merkezinin Telefonu 0.312.212 66 26 ve 0.312.346 24 24

GSM: 0.542.519 47 64